parallax background

Hayat öylesine zengin ki !

"Yaşamak bir sevinç" diyor Afşar Timuçin ve devam ediyor, "yaşam bir sanattır, onun için ustalaşmak gerekir."
"Varolmak yetmez, yaşamak da gerekir" demiş Plutarkhos.
Nasıl yaşanmalı yaşam?
Hayat, hayata anlam vererek, hayatı anlamlandırarak, ona anlam katarak yaşanmalı.
"Yaşamın içine bilinçle dalmalı" demekte Timuçin ve eklemekte "bilinçlenmek yaşamak, yaşayarak bilinçlenmek."
Bilinçle yaşanan yaşam tek başına yeterli mi?
"Yaşam bir düştür" diyor Timuçin...Evet, düşsüz yaşam, ne kadar kuru olurdu !..
Yaşamak biraz da göze almaktır.
Bilinçle örülmüş bir yaşam, eğitimle donanmış insanı yaşamın engin bahçesine çağıracaktır.
"Yaşam çağırır" der Ahmet İnam.
Düşlerimiz bizi bilime, sanata, hayata, dünyamıza, evrene akıtsın.
Düşler insana aksın, insan düşlere...
"Dünyayı güzel kurtaracaktır" demiş Dostoyevski ...

Her işin başlangıcı diyeceğimiz güne öncesindeki yolculuk getirir.

Benim yolculuğum Ukrayna'da sanatla içiçe bir ailede başladı. Annemden müzik, babamdan resim sevgisini taşıyorum. Müzik ve resim, her ikisini de çok seviyordum ve o çocuk yaşlarımda ikisine de derin ilgim vardı. Ülkemdeki eğitim sistemi bunlardan birinin seçilmesini şart koşuyordu ve beni müziğe seçtiler. Beş yaşındaydım piyanoya adım attığımda.
Tüm eğitim hayatım boyunca çok değerli öğretmenlerle çalışma şansı buldum. Eğitimimi tamamladıktan sonra piyano ve tiyatro öğretmeni olarak çalışmaya başladım.

Evet, hayat çok zengin ve yaşam başarılı insana kapılar açıyor. Yaşam çağırıyor !..

Hayat böyle akarken, ikibinli yılların başında tüm hayatımı değiştiren bir davet aldım. Türkiye'de HiltonSA otelleri beni piyano sanatçısı olarak çağırdı. Hayat bazen çokça göze almaktır !..Kendimi şimdi ikinci vatanım olarak kabul ettiğim bu güzel ülkede buldum. Hayatımda yepyeni bir sayfa açıldı.

Hep müzikle dolu geçen, anne tarafımdan beslendiğim yönüm, o zamana dek geri planda kalmış ancak iç dünyamda hiç eksilmemiş olan resim sevgi ve ilgisinin de hayatımda yer almasına sanatsal bir kapı açtı. Adana Hilton'da ilk çalışma günümde Rahmi Çöğendez ve onun RC ART galerisi ile tanıştım. Küçükken evimizde babam resim yaparken hep onu izleyen, babamın yaptığı resimleri kopya çekmeye çalışan o çocuk içimde uyandı. Evimize gelen ressamlarla babamın bitmeyen sohbetleri gözümün önüne geldi. Rahmi Çöğendez'in 2001 yılında gerçekleştirdiği '21. Yüzyılın Antikaları' resim sergisi beni çok etkiledi. Bu güne kadar bildiğim plastik sanatların başka bir şekli karşımdaydı. Bizim klasik resim sanatımızdan çok farklı, benim için yepyeni bir dille karşılaşmıştım. Resim artık ilgi dağarcığımdaydı.
Rahmi Çöğendez'in isteğiyle 2003 yılında Ukraynalı sanatçı Oleynik Gennadiy Pavloviç'i Türkiye ile tanıştırdım.

Ama asıl 2009 yılında babamdan gelen bir telefon hayatımın akışına yeni bir boyut daha kattı. Ukrayna Ulusal Akademi üyesi, babamın çocukluğundan bu yana arkadaşı, sürreal, 'düşler diyarının ressamı', büyük ressam, Valentin Rekunenko, Türkiye'de sergi açmak istemiş ve babam da benim yardımcı olabileceğimi söylemişti. Çok başarılı sergilere imza attık. Bu süreçte giderek kendimi RC ART galeri Kuzey Ülkeleri Sorumlusu olarak çalışıyor buldum. Ukrayna ve Rusya'dan pek çok resim sanatçısını Türkiye'ye getirdik: Victor Shevchenko, Anatoliy Zhuka, Anatoliy Tarabanov,Vladimir Melnyk,Arman Allakhverdyan.....

Severek ve büyük bir istençle başladığım bu resim serüveni sonuçta meyva verdi. 2016 yılı başında AYA GALLERY' yi kurarak kendi galerimde Türkiye'yi yeni sanatçılarla tanıştırmak üzere yola çıktım.
Müzik kulağım ve resim gözümle inanıyorum ki, AYA GALLERY, renkler dünyasına piyanonun tuşlarında yükselen farklı bir harmoni katacak...

Dostoyevski'nin söylediği gibi "Dünya'yı güzel kurtaracak!.."


Yuliya Ergene

Küratör