Tülin Kaynak / Sonsuzluk

Park Levent Dedeman (İstanbul)

12.04.2019 / 12.05.2019

Tüm duygu ve düşüncelerini resimleriyle anlatan bir sanatçı TÜLİN KAYNAK…

Yaşamda her şey karşıtı ile var olur. Bizler sınırlılık üzerine hareket eden varlıklarız. Bedenimizin, evlerimizin, sokakların, ülkelerin ve dünyanın sınırlarından söz ediyoruz. Oysa evren sonsuzdur ve sınırların birçoğu aslında bizim çizdiklerimizdir, bizzat bizim kafamızın içindedir.

Bir resmi izlerken çoğu zaman çerçeveyle sınırlandırılmış bir yüzeyi izlediğimiz yanılgısına kapılırız, oysa tek bir sanat eseri bile içinde sonsuz olasılıkları barındırır. Tek bir sanat eseri bizim usumuzda dönüp duran fiziksel kanunların ötesine geçebilir.

Tırnak içinde “sanat” söz konusu olduğunda ise tüm sınırları ortadan kaldıran çağlar öncesinden ve çağlar ötesinden söz ediyoruz demektir. İnsanlıkla başlayan ve zamanımızı aşacak bir olgu bu. aklımızın içindeki ve dışındaki yerçekimsiz dünya. Ucu bucağı belli olmayan, görüş alanımızın dışına çıkan bir evren.

Sanat edimi tek kelimeyle başka nasıl anlatılabilir ki? Sonsuzluk onun içinde değil, bu kelime bizzat onun kendisi. Ezeli olmak anlamında değil salt. Yaşamla, varlıkla sınırla olmayan bir tanım.

 

 

Neşe Üçer / Dokunuş 53. Yıl Sergisi

Park Levent Dedeman (İstanbul)

06.03.2019 / 06.04.2019

Kendinizi çiçeklerin içinde bulacağınız ve renklerin içinde kaybedeceğiniz bir sergi. Neşe Üçer Büyülü bir dünyanın kapılarını size açıyor…

1946 yılında Ankara da doğan sanatçı resim çalışmalarına küçük yaşta başladı. İtalya da Antonia Luccehesi ile 4 yıl akademik çalışmalar yaptı ve ileriki yıllarda Çin Fırça tekniği üzerine eğitim aldı. 1983-1984 yıllarında ki ilk kişisel sergisiyle uzak doğu fırça sanatını ülkemize tanıttı. 1983-1986 yıllarında Singapur da James Tan ile tanışarak batı anlayışını içeren sulu boya tekniğiyle tanıştı.

Sanatını kendine has yapan özellik ise Çin Fırça Tekniğini resimlerinde kullanıyor olmasıdır. Özellikle yağlı boya çalışmalarında bu tekniğin etkileri hissedilmektedir. Resimlerinde en büyük tutkusu olan doğa, natürmort ve figüratif çalışmaların öne çıktığı, böylelikle kendine özgü resimlere imza attığı görülmektedir.

Yurtiçi ve Yurtdışında 35 in üstünde kişisel sergisi bulunan Neşe Üçer, kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Üçer, kendi sanatını şöyle anlatıyor;” Sanatla geçen dolu dolu yıllar.. Resim benim için renklerle doyumsuz bir oyun… Bazen coşkulu bazen de hüzünlü iç dünyamın yansıması izleyenlere biraz *dokunmak* istediğim bir yolculuktur…”

Yasemin Kalyoncu / Düşler ve Melekler

Park Levent Dedeman (İstanbul)

10.01.2019 / 10.02.2019

1972 yılında Trabzon’da doğdu.

1995 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümünden mezun oldu.

2000 yılında K.T.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans eğitimini tamamladı.

Sanatçı altı kişisel sergi açmış olup çok sayıda karma sergiye ve üçü uluslararası olmak üzere beş çalıştaya katılmıştır. Sanatçı halen Görsel Sanatlar Öğretmenliği yapmakta olup çalışmalarını kendi özel atölyesinde devam etmektedir.

Yaşamın ritmini müzikle ifade etmeye çalışan sanatçı çalışmalarında lekesel etkiyle birlikte deseni ön plana çıkartmaktadır. Müzikle resmin etkileşimini insan ve yaşamın etkileşimi olarak ifade ederken yaşanmışlığın ve yaşanmamışlığın izlerini çalışmalarına fantastik bir anlatımla aktarmaktadır. Resmi bu sözleriyle tanımlamıştır;

Resim yapmak şiir okumak gibi geliyor bana. Her dizesinden cümlesine, her kelimesine kadar farklı dünyalar. Şiir yazmak da resim yapmak gibi bir şey. Belki farklı bir dünya arayışım yok. Kendi dünyamın farklılıklarına yolculuk yapmak, kendi ritmimi yakalamak. Bunları yaparken resimlerimde yol arkadaşlarım var benimle. Yaşanmışlıklar ve yaşanamamışlıklar döngüsündeyiz birlikte.

Ve müzik; “Müzik dünyada başkalarının da var olduğunun kanıtıdır” bana göre çok şiirsel bir ifade. Resim, şiir ve müzik işte benim dünyam…

Remzi Taşkıran / İz Bırakanlar-3

Park Levent Dedeman (İstanbul)

01.07.2018 / 30.09.2018

1961 yılında Adıyaman’da doğdu. Sanat eğitimini ressam Saadettin Çağlarca dan aldı.

Bir süre basın ressamlığı yapan sanatçı, birçok yurtiçi ve yurtdışı koleksiyonları bulunan ressam üretim sürecini şu cümlelerle anlatıyor.

”Ben resim yaparken değil, tasarlarken yoruluyorum. Resimlerin bitmiş hali benim için hiç de sürpriz olmuyor. Çünkü bitmiş halini sanki önceden görüyorum. Renklerle aramda bir ilişki yaşıyorum, onlarla konuşup, sohbet ediyorum. Yaşam enerjim resim yapmak. İnancım odur ki sanat duygu ve düşüncenin dışavurumudur. Benim gibi sanat eğitimi almadan resim yapanlara Allahtan vergili deniyor doğrudur. Çünkü ben rüyalarımda bile resim yapardım. Eğer hiç resim satamasaydım yine de yapardım. Çünkü canlılar yemeden yaşayamazlar, sanatçılarda üretmeden asla ve asla yaşayamazlar. Sanatla yaşam karşı her türlü duygu ve düşüncelerimizi ifade edebiliriz, olumlu ve olumsuz yönlerini eleştirebiliriz. Sanat bir dışa vurum eylemidir. Sanatçı doğayı aynen taklit etmemeli; görünmeyeni görmeli ve hatta tamamen doğadan bağımsız kendi iç dünyasını soyut temalarla estetik bir biçimde ifade etmelidir, ruhunu ve yüreğini ortaya koymalıdır.”

Sanatçı İstanbul’daki atölyesinde resim çalışmalarına devam etmektedir.

Suna Özkalan / İz Bırakanlar-2

Park Levent Dedeman (İstanbul)

27.04.2018 / 25.06.2018

Yaşama bakışları, dik duruşları, kendine has üslupları ,entelektüel derinlikleri ve yaratıcılıkları ile bizi etkileyen sanatçılar vardır.

Onlardan biri de resime karşı olan ilgisini hiç bırakmayan ve hala hayatımı anlatmayı bitiremedim diyen Suna Özkalan…

Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının konserlerini ve provalarını izleyerek ürettiği resimler adeta sanatçı ile bütünleşmiştir.

Senfonileri kendi sözleriyle şöyle anlatmaktadır;

Hayatımın not defteri de resimlerim. Yalnız yaşıyorum ama öte yandan büyük bir aile ile yaşıyorum ve onu resimlerimle anlatıyorum. Benim senfonilerimde hep neşe ve mutluluk yoktur. Dikkatle bakarsanız o müzisyenlerde biraz hüzün de görürsünüz. Bunları yaşayarak duyarak çiziyorum ve inanın yalnız dünyamda çok sesli ve kalabalık yaşıyorum  diyerek anlatıyor duygularını.

Unutmayın..

Suna Özkalanın resimlerini izlerken senfonilerindeki ritme kendinizi kaptırarak enstrümanların seslerini duyabilirsiniz…

Davit Ughleridze / Yansımalar

Park Levent Dedeman (İstanbul)

10.03.2018 / 20.04.2018

Özgürlüğün ve aşkın esintilerinin hissedildiği anlar hiç unutulmaz.
Bu anları resmedebilmek ve içindeki o çocuksu ruhu hiç kaybetmeden bunu tuvale yansıtabilmek büyük bir yetenek.
Çocuk yaşlarda resme duyulan ilgi ve sonrasında gelen ödüllerle uluslararası birçok sergi ve etkinliğe imza atan sanatçı Davit Ughrelidze’nin sergisi Park Dedeman Levent te sanat severlerle buluştu.. Sergilenen eserler birçok sanatsever tarafından ilgiyle karşılandı. AYA Gallery yöneticisi Yuliya Ergene’nin yapmış olduğu açılış konuşmasında, sanatçının Ankara’da yaşadığını ürettiği eserlere duyguları ve ruhunun etkilerini yansıttığını kaydederek sözlerini, “Sizleri içinde kaybetmediğiniz o çocuksu ruhu ve aşkı bulmaya davet ediyorum. Bu buluşmada sizleri de aramızda görmekten mutluyuz” diye bitirdi.
Yurtdışından ve yurt içinden birçok kişinin akın ettiği sergide, 2018 yılı Ukrayna güzeli Anastasia Lenna da sergi de ki konuklar arasındaydı.
Daha 13 yaşındayken Tokyo da düzenlenen resim sergisinde ödül alan sanatçı, Tiflis Güzel Sanatlar Akademisini başarıyla bitirmiş olan sanatçı yalnızca resim değil, heykel ve illüstrasyon konusunda da başarıyı yakalamıştır..
Sergi de Davit Ughrelidze’nin resimlerinin yanı sıra ahşap üzerine yapmış olduğu aksesuarlarda ilgiyle incelendi. Kolye ve küçük ahşap plakalar üzerine yapmış olduğu resimler birçok sanatsever tarafından alındı.
Uluslararası sergiler de boy gösteren sanatçı uzun süredir Türkiye de yaşamakta ve ders vermeye devam etmektedir.

Orhan Gürel / İz Bırakanlar-1

Park Levent Dedeman (İstanbul)

18.01.2018 / 08.03.2018

Etkisinin uzun süre devam etmesidir iz bırakmak…

Sanatta da iz bırakanlardan olmak için insanların gözünden çok ruhunu etkilemek gerekir.

Böyle ressamlardan biridir işte Orhan Gürel…

1942 yılında Sivas ’ ta doğan ilk ve orta öğrenimini Ankara ’ da tamamlayıp Mali Bilimler ve Muhasebecilik Yüksek Okuluna devam eden fakat içindeki resim sevgisini hiç kaybetmeyen Gürel ’ in ,1987 yılında başladığı sanat çalışmalarına hocası Eşref Ürenin teşvikiyle suluboya tekniğiyle tanışması sonucunda eşsiz manzara çalışmalarına imza atmıştır.

Yurtiçinden ve yurtdışından birçok misafirin yer aldığı sergi de hem kendisinin hem resimlerinin başarısının ülke dışında da beğenerek izlendiğinin bir kanıtıdır bu.

2014 yılında Çin de düzenlenen Shenzen Suluboya Bienalin de dünyanın birçok ülkesinden katılan 3800 sulu boya ressamı arasında kataloğa giren 280 ressam içinde Türkiye ’ yi temsil eden tek isim olmuştur.

2015 yılında ise Fransa ’ da yayınlanan ve dünyanın en prestijli suluboya dergilerinden biri olan The Art of Watercolour ’ da bir röportajda yer almıştır.

Gürelin eserleri başta Türkiye olmak üzere ABD, İngiltere, Almanya, Japonya , Fransa ,İsviçre ve Estonya ’ da bir çok önemli koleksiyonda bulunmaktadır.

Ayrıca Ankara Ressamlar derneği ve Suluboya Ressamlar grubu üyesidir.

Çalışmalarına Ankara ’ da ki atölyesinde devam etmektedir.

Hikmet Çetinkaya ‘Unutma…’

Mövenpick Hotel Istanbul Golden Horn

23 Eylül 2017 / 27 Ekim 2017

‘Unutmama, Hatırlama, Vefa…’

1976 yılında fırçayı eline aldığı ilk andan itibaren dolu dolu geçen 41 yılında beş kıtanın pek çok önemli şehrinde katıldığı solo ve karma sergiler, sempozyumlar ve projelerle Türkiye’nin adını eserleriyle okyanus ötesine duyuran Hikmet Çetinkaya, ‘Unutma…’ adlı serisinin üçüncü ve son adımı olan solo sergisi ile Mövenpick Hotel Istanbul Golden Horn’da sanatseverlerle buluşuyor.

1958 yılında Konya-Hasanşeyh’te doğdu. Denizli’de tamamladığı lise eğitiminin ardından Ankara Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nden 1982 yılında mezun oldu. Türkiye’de ve diğer ülkelerde uluslararası düzeyde sayısız sanat fuarlarına katıldı. 2001 yılında davet edildiği İsveç Stockholm Uluslararası Dünya Sanat Fuarı’nda ülkesini başarı ile temsil etti. Bu fuar sanatçının dönüm noktası oldu, gelincik temalı çalışmalarına yoğunlaştı ve ‘Gelincik Adam’ diye anılmaya başladı.

Türkiye’deki atölyesinin yanında, sanat çalışmalarına 2002 yılında Paris’te açtığı atölyesinde beş yıl devam etti. Arc-en-Ciel Maison D’art Paris adında bir sanat evi açarak birçok sanatsal etkinliklerde bulundu. 2013 yılında Kanada-Toronto’da kurduğu atölyesinde ve Türkiye – Ankara’daki atölyesinde eş zamanlı olarak sanat çalışmalarına devam etmektedir. Türkiye’den katılan 45 sanatçı ile birlikte Paris-Unesco’da sergi organizasyonu gerçekleştirdi. Türk-Yunan dostluğunu pekiştirmek üzere Atina ve Patmos, Girit, Santorini ve Mikanos adalarında ‘Anadolu’dan Esintiler’ adında sanat etkinlikleri yaptı. Bulgaristan / Plovdiv – Avusturya / Pörchlan – Kanada / Montreal, Ottowa ve Toronto kentlerinde Kırgızistan / Bişkek, Avustralya / Canberra’da sanat sempozyumlarına katılarak canlı performanslar sundu, seminerler verdi.

Amerika, Kanada, Rusya, Avusturya, Fransa, Çin, Avustralya, Yunanistan, Bulgaristan, Kırgızistan, Sırbistan ve Kıbrıs’ta 40’ı yurt dışında olmak üzere, 121 kişisel ve 800’den fazla karma sergiye katıldı. 1976 yılında başlayıp 41 yıldır elinden bırakmadığı fırçasıyla, 10 binden fazla çalışmasını sanat dünyasına kazandırdı.

Halk TV’de 60 programlık ‘Hikmet Çetinkaya’nın Atölyesi’ adı altında Sanat-Kültür programları hazırladı ve sundu. Ankara / Yenimahalle Belediyesi tarafından yaptırılan Nazım Hikmet Kongre & Sanat Merkezi’ndeki sergi mekanına ‘Hikmet Çetinkaya Sergi Alanı’ adı verilerek, sanatçıya yaşamındaki en büyük ödül verildi. Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK)’da ilk defa, Tekin Ertuğ Atölyesi’nde Fotoğraf Sanatçısı Selma Seyitdanlıoğlu tarafından sanatçının belgeseli hazırlandı ve sunuldu. Uluslarası Plastik Sanatçılar Derneği üyesidir.

‘Yaz Rüzgarı’ Karma Resim Sergisi

Mövenpick Hotel İstanbul Golden Horn

10.07.2017 / 20.09.2017

‘Yaz Rüzgarı’, Mövenpick Hotel Istanbul Golden Horn’un keyifli atmosferinde sanatla dopdolu esiyor ve pek çok değerli Türk ve yabancı ressamın, değişik tarzlarda ve boyutlarda eserlerini getiriyor…

Unutmayın her duvar bir orijinali hakeder!

AMED SHAREF
CANA KARLI TOKCAN
CÜNEYT SÜER
ÇAĞATAY GÖKMEN
DERYA YILDIZ
EFE KASAPLAR
FEHİM HUSKOVİÇ
GÜLAY BARAN
IŞIK ÇUHACIOĞLU
KIVANÇ GÜLHAN
MEHMET ALİ ELEKBEROV
MÜSLÜM TEKE
NEŞE ÜÇER
NİHAT EVREN DERMAN
NİHAT TAŞKIRAN
REMZİ TAŞKIRAN
RIFAT KOÇAK
RUKİYE İŞGÜDER
ŞADAN DİNÇEL
ŞÜKRAN İSTANBULLU
TEYMUR AĞALIOĞLU
VADIM POLEJAEV
VALENTIN REKUNENKO
VICTOR SHEVCHENKO

Hikmet Çetinkaya ‘Unutma…’

Park Levent Dedeman (İstanbul)

1  Temmuz 2017 / 7 Eylül 2017

‘Unutmama, Hatırlama, Vefa…’

1976 yılında fırçayı eline aldığı ilk andan itibaren dolu dolu geçen 41 yılında beş kıtanın pek çok önemli şehrinde katıldığı solo ve karma sergiler, sempozyumlar ve projelerle Türkiye’nin adını eserleriyle okyanus ötesine duyuran Hikmet Çetinkaya, ‘Unutma…’ adlı serisinin ikinci adımı olan solo sergisi ile Park Dedeman Levent’te sanatseverlerle buluşuyor.

1958 yılında Konya-Hasanşeyh’te doğdu. Denizli’de tamamladığı lise eğitiminin ardından Ankara Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nden 1982 yılında mezun oldu. Türkiye’de ve diğer ülkelerde uluslararası düzeyde sayısız sanat fuarlarına katıldı. 2001 yılında davet edildiği İsveç Stockholm Uluslararası Dünya Sanat Fuarı’nda ülkesini başarı ile temsil etti. Bu fuar sanatçının dönüm noktası oldu, gelincik temalı çalışmalarına yoğunlaştı ve ‘Gelincik Adam’ diye anılmaya başladı.

Türkiye’deki atölyesinin yanında, sanat çalışmalarına 2002 yılında Paris’te açtığı atölyesinde beş yıl devam etti. Arc-en-Ciel Maison D’art Paris adında bir sanat evi açarak birçok sanatsal etkinliklerde bulundu. 2013 yılında Kanada-Toronto’da kurduğu atölyesinde ve Türkiye – Ankara’daki atölyesinde eş zamanlı olarak sanat çalışmalarına devam etmektedir. Türkiye’den katılan 45 sanatçı ile birlikte Paris-Unesco’da sergi organizasyonu gerçekleştirdi. Türk-Yunan dostluğunu pekiştirmek üzere Atina ve Patmos, Girit, Santorini ve Mikanos adalarında ‘Anadolu’dan Esintiler’ adında sanat etkinlikleri yaptı. Bulgaristan / Plovdiv – Avusturya / Pörchlan – Kanada / Montreal, Ottowa ve Toronto kentlerinde Kırgızistan / Bişkek, Avustralya / Canberra’da sanat sempozyumlarına katılarak canlı performanslar sundu, seminerler verdi.

Amerika, Kanada, Rusya, Avusturya, Fransa, Çin, Avustralya, Yunanistan, Bulgaristan, Kırgızistan, Sırbistan ve Kıbrıs’ta 40’ı yurt dışında olmak üzere, 121 kişisel ve 800’den fazla karma sergiye katıldı. 1976 yılında başlayıp 41 yıldır elinden bırakmadığı fırçasıyla, 10 binden fazla çalışmasını sanat dünyasına kazandırdı.

Halk TV’de 60 programlık ‘Hikmet Çetinkaya’nın Atölyesi’ adı altında Sanat-Kültür programları hazırladı ve sundu. Ankara / Yenimahalle Belediyesi tarafından yaptırılan Nazım Hikmet Kongre & Sanat Merkezi’ndeki sergi mekanına ‘Hikmet Çetinkaya Sergi Alanı’ adı verilerek, sanatçıya yaşamındaki en büyük ödül verildi. Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK)’da ilk defa, Tekin Ertuğ Atölyesi’nde Fotoğraf Sanatçısı Selma Seyitdanlıoğlu tarafından sanatçının belgeseli hazırlandı ve sunuldu. Uluslarası Plastik Sanatçılar Derneği üyesidir.

 

‘Dokunmak’ Tezhip ve Minyatür Sergisi

Mövenpick Hotel İstanbul Golden Horn

26.05.2017 / 24.06.2017

Hangi dalda olursa olsun sanat,

Hayatın içinde olmalı,

Onlara güzellikler sunmalı

Ve onların yüreklerine DOKUNMAlıdır.

.

Golden Art Gallery by AYA’ da ve Mövenpick Hotel İstanbul Golden Horn’un diğer kısımlarında sergilenen eserler, Geleneksel Türk Süsleme Sanatları’nın temelini oluşturan Tezhip, Minyatür ve Hat sanatları kullanılarak Şeker Sanat Evi sanatçıları tarafından üretilmiştir.

Geçmişin izlerini günümüze taşıyan elçiler ve bu üç kadim sanat hakkında; 

ŞEKER SANAT EVİ

Tezhip ve Minyatür sanatçısı Sabriye Şeker tarafından, 2003 yılında kurulan Şeker Sanat Evi’nde tezhip, minyatür, desen ve ebru çalışmaları yapılmaktadır.

‘Türk kültür tarihinin önemli bir kolunu oluşturan ‘Geleneksel Türk Süsleme Sanatları’nın esasını; motifler, ilhamını doğadan alan desenler, incelik ve kendine has estetik anlayışı oluşturur. Yüzlerce yıl öncesinden gelen ve geçmişimizi anlatan bu kadim sanatları ne kadar iyi anlatabilirsek geleceğe o kadar faydamız olur düşüncesindeyiz. Bu fikirden yola çıkarak, ‘Şeker Sanat Evi Grubu’ bu değerli sanatların tüm inceliklerini geleneksel yöntemlerle öğrenmektedir. Bu temel bilgiler üzerine, atölyemizin o güzel ruhunu katarak yeni yaklaşımlar ve zengin düzenlemelerle günümüz sanatseverlerine sunumlar yapmaktayız.

Yaptığımız işlerle duygularımızı ifade ediyor, topluma sanat yoluyla güzellik katmaya çalışıyoruz. Bunlara ilave olarak bir misyonumuz var. Sevgili hocamız Sabriye Şeker önderliğinde, 2008 yılından itibaren her sene, normal sergilerimizin dışında,  belirlediğimiz bir tema üzerine ‘proje sergileri’ gerçekleştiriyoruz.’  

TEZHİP SANATI

Yazma kitaplarda, murakka adı verilen yazı albümlerinde, ferman ve hat levhalarında, boya ve altınla yapılan her türlü süslemeye tezhip adı verilir. Sözcük anlamı olarak ‘altınlama‘ demektir. Tezhibi yapana ‘müzehhip‘, tezhipli esere ise ‘müzehhep’ denir. Türklerde tezhip sanatının geçmişi Uygurlara dayanır. Osmanlı döneminde Kuran-ı Kerim ve ayetlerini süslemek için kullanılmış ve gelişmiştir. Tezhip doğuda olduğu kadar batıda da uygulama alanı bulmuş bir sanattır. Özellikle ortaçağda Hristiyanlığın kutsal metinlerini, dua kitaplarını süslemede yoğun biçimde kullanılmıştır.

MİNYATÜR SANATI

Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan, küçük ve renkli resim sanatıdır. Bu şekilde işlenmiş resimlere minyatür, minyatür sanatçısına da nakkaş denir. Kağıt veya deri üzerine, sulu boya veya altın suyu kullanılarak, çok ince fırçalarla yapılan minyatür sanatında, Osmanlılar zamanında en güzel eserler verilmiştir. Padişah alayları, şenlikler, sünnet, düğün, cenaze merasimleri, savaş sahneleri, şehir tasvirleri gibi konuların işlendiği bu eserler aynı zamanda tarihi bir belge niteliği de taşımaktadırlar. Minyatür, süslemenin yanı sıra özellikle tıp, coğrafya, astronomi, botanik gibi kitaplarda da genişçe kullanılmıştır. Levni, Nigari ve Nakşi gibi nakkaşlar minyatür sanatının önde gelen temsilcilerindendir.

HAT SANATI

Hat, kelime olarak sözlükte; ‘ince, uzun, doğru yol, birçok noktanın birbirine bitişerek sıralanmasından meydana gelen çizgi, çizgiye benzeyen şeyler ve yazı’ anlamlarına gelir. Hüsnü hat, belirlenmiş olan estetik kurallara bağlı kalarak yazı yazma sanatı olarak da açıklanabilir. Batı kültüründe Hat Sanatının karşılığı Kaligrafi olarak adlandırılır. Bu sanatla uğraşanlara hattat denir. Hat sanatını gerçekleştiren ustalar eserlerinde ruhlarının yansımasını resmederler. İçlerinden gelen güzellikleri, duyguları, düşünceleri kalem ile kağıtta bir araya getirirler. İslam devlet ve hanedanlarında her zaman ilgi çeken bu sanat, Osmanlı devrinde estetik kudretiyle en üst seviyeye ulaşmış ve ‘Türk Hat Sanatı‘ adıyla anılacak bir hüviyet kazanmıştır.

Derya YILDIZ  ‘Duvar Senfonileri’

Park Levent Dedeman (İstanbul)

6  Mayıs 2017 / 28 Haziran 2017

”Kadın renktir, ışıktır ve sestir.

Kadının var olma özelliğinden gelen yapısı ile çağdaş yaşamla uyum içerisinde harmanlanmasını anlatırken, eski ve yeniyi mistik bir hava içinde sentezleyip, müzikteki ritim ve armoniyi eserlerimi ve yolumu izleyen sanatseverlere açıkça yansıtabilmeyi amaçlıyorum. Çağdaş kadını simgesel olarak betimleyen figürlerimi, yani resimlerimin merkezini oluşturan kadınları, modernleşmenin açık ifadesi olarak vurgulamaya çalışmaktayım. Resimlerimde eski dönemlerden gelip, bugüne ve buradan da geleceğe gidecek kadınların bu çizgi üzerindeki yürüyüşlerini vurgularken, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da modernleşmenin içinde kadının mutlaka var olması gerektiğini, kadının etkin fonksiyonu olmayan şehirlerin sadece boş beton bina ve sokaklardan oluşacağını ve ruhsuz olacağını anlatıyorum.

Resmimin fısıldayarak bir kadın duyarlılığıyla mesajlar verebilmesi ayrı bir güzelliktir.”

(Vecdi Uzun – Ankara Life Dergisi / Ekim 2016 sayısındaki röportajdan alıntıdır.)

1971 yılında Ankara’da doğan Derya Yıldız, Gazi Eğitim Resim Bölümü’nden mezun olmuştur. Sanat çalışmalarının yanı sıra, Çankaya Başkent Halk Eğitim Merkezi’nde görsel sanatlar eğitmenliği yapan sanatçı, 12 kişisel sergi açmış, sanat fuarları ve uluslararası sanat çalıştaylarının yanı sıra bir çok da karma sergiye katılmıştır. Son dönem eserlerinde ağırlıklı olarak, çeşitli enstrümanlarla betimlediği çağdaş kadını konu alır. Kadının, kendi varlık temelleri üzerine inşa ettiği, çağdaş yaşamı uyumla harmanlama kabiliyetini vurgular. Bu fikir altyapısına uygun olarak, lekelerin yanında sağlam bir fırça deseni, sanatçının imgelemindeki kadınsal armoni arayışını tuvalde biçimlendirir. Kendi ifadesiyle: ”Kadın renktir, ışıktır ve sestir. Resmimin fısıldayarak bir kadın duyarlılığıyla mesajlar verebilmesi ayrı bir güzellik.” Yurt içi ve yurt dışı özel koleksiyonlarda eserleri bulunan Derya Yıldız, çalışmalarını Ankara’daki atölyesinde sürdürmektedir.

‘Bahar Koleksiyonu’

Mövenpick Hotel İstanbul Golden Horn 

22.04.2017 / 20.05.2017

Doğada yalnızlık hissini öne çıkaran kompozisyonlarla yalın bir anlatıma ulaşan ‘Teymur AĞALIOĞLU’,

Yapıtlarıyla genellikle insanın iç dünyasının sembolik ifadesine ağırlık veren Haluk EVİTAN,

Kendine özgü tekniği ve özgün renk paletiyle kimi zaman naife varan, sakin ve duru bir üsluba sahip Davit UGHRELIDZE,

Peyzaj unsurları ile birlikte başarıyla uyguladığı portreleri aynı tuvalde birleştiren ve ruh halinizi eserleriyle değiştirebilen Alexander UGLOV,

Yetkin fırça kullanımı; güçlü desen ve doku bilgisiyle, formları bozmadan manipüle eden minimalist yaklaşımıyla Anatoliy ZHUK,

Mövenpick Hotel İstanbul Golden Horn‘un büyüleyici atmosferinde baharı karşılamak için buluştular.

.

Teymur Ağalıoğlu

1953 Gürcistan doğumlu olan Teymur Ağalıoğlu, 1976 yılında Bakü Azim-Azimzade Devlet Ressamlık Okulu ve 1981 yılında Tiflis Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden mezun oldu. 2006 yılından itibaren Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği üyesi olan ve elliyi aşkın kişisel ve karma sergiye katılan sanatçının T.C. Kültür Bakanlığı, Denizli Belediyesi, Alanya Müzesi, Malezya, Fransa, İngiltere, ABD, Avustralya, İsviçre, Hollanda ve Almanya’da özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. Ağalıoğlu’nun eserlerinde, doğada yalnızlık hissini öne çıkaran kompozisyonlarla yalın bir anlatım ön plana çıkar.

Haluk Evitan

1952 yılında İzmit’te doğan sanatçı, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yüksek lisansını tamamlamıştır. Bugüne kadar açtığı 41 kişisel serginin yanı sıra bir çok karma sergiye katılan Haluk Evitan, 2008 yılında RC Art Gallery ile Contemporary İstanbul’da yer almıştır. Yapıtlarıyla genellikle insanın iç dünyasının sembolik ifadesine ağırlık veren sanatçının form ve kompozisyon anlayışı çarpıcı ve zengindir. Sulu boya resimlerinde figürün, ağırlıklı olarak pastel renklerde fragmental bir yapıya sahip portre ve insan başlarının hakim olmasına karşın yağlı boya yapıtlarında soyut yaklaşımlar daha ağır basmaktadır. Devinim, çizgisel formlar ve aykırı tutkularla çarpıcı biçimleri sanatçının karakteri olan uyum yasalarını oluşturmaktadır.

Alexander Uglov

1970 yılında Rusya’da doğan Alexander Uglov, çocuk yaşlarında ailesiyle yerleştikleri Ukrayna’da yetişti. 1997 yılında Ukrayna – Kryvyi Rıh Üniversitesi Grafik Sanatları Fakültesi’nden dereceyle mezun olan sanatçı, realist, empresyonist, ekspresyonist, abstract gibi çok geniş bir yelpazede eser vermektedir. Tuvale aktardığı her tarzda, farklı materyal ve teknikler kullanarak yenilikçi denemeler üreten Alexander Uglov, dans, fantezi, masal, drama, müzik temalarında birbirini takip eden seri tablolara imza atar. Eserlerin akışı içerisinde izleyicinin kendisini resmin içinde hissetmesini sağlayan akıcı bir üsluba sahiptir. Bununla birlikte en çok ürettiği alan, peyzaj unsurları ile birlikte başarıyla uyguladığı portreleridir. Genellikle yağlı boya çalışıyor olasa da, zaman zaman pastel ve sulu boya işlere de imza atan Uglov, 1995’ten itibaren Ukrayna’nın farklı şehirlerinde ve birçok yabancı ülkede pek çok kişisel ve karma sergide yer almıştır. 23 ülkenin resmi ve özel koleksiyonlarında eserleri bulunan Alexander Uglov, çalışmalarını uzun yıllardır yaşadığı Energodar kentinde sürdürmektedir.

Davit Ughrelidze

1959 yılında Gürcistanda dünyaya gelen Davit Ughrelidze, resim yaşamına çocuk yaşlarda başladı. Henüz çocuk yaşlardayken, 1972 yılında Japonya’nun başkenti Tokyo’da düzenlenen uluslararası resim sergisinde Onur Ödülü almasının çizdiği yaşam yolu, bundan sona hep sanatla iç içe geçti ve 1983 yılında Tiflis Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Uzun yıllar kitap, illüstrasyon ve heykel çalışmalarının yanı sıra tiyatro dekor ressamı olarak görev yaptı. 1996 yılından itibaren Türkiye’de yaşamını sürdürerek 20’den fazla kişisel sergiye imza atan Ughrelidze’nin Gürcistan, Rusya, İtalya, İspanya, Hollanda, Almanya, Fransa, Küba, İsrail, İngiltere ve Türkiye’deki bir çok özel koleksiyonda eserleri yer almaktadır.

Anatoliy Zhuk

1987 yılınan Ukryna’da doğan Anatoliy Zhuk, 2014’te Liv Art Akademi Seramik Bölümü’nü bitirdi. 2015 yılında aynı okulda yüksek lisansını tamamlayan sanatçı 2010 yılından itibaren Ukrayna,, Polonya ve Slovakya’da karma sergilere katıldı. Zhuk, 2015 yılında Art Ankara Sanat Fuarı’na katılarak ilk kişisel sergisini RC Art Gallery ile Ankara’da açtı. Özgün çalışmalarıyla Türk koleksiyonerlerin dikkatini çeken Zhuk’un tuvalinde, incelikli renk nüanslarıyla, dahiyane ve zarif bir ışık etkisi adeta kendiliğinden belirir. Yetkin fırça kullanımı; güçlü desen ve doku bilgisiyle, formları bozmadan manipüle eden minimalist bir yaklaşımla öne çıkar. Nesneler bilindik nesnelerdir ancak olduklarından farklı görünürler. Nesne üzerinde zamanın değiştiren, bozan etkisi gibi, sanatçını yorumu da nesneyi bozar ama özünü değiştirmez. Zhuk’un yorumuyla; ‘Doğru zamanın belirsizliği, insanı atıl kılar. Konuşmak için doğru anı beklersen, doğru an geçip gidecektir. Doğru zaman şimdi! Konuşmak lazım! Harekete geçmek lazım!’

Cüneyt SÜER  ‘Dönüşüm’

Park Levent Dedeman (İstanbul)

1  Nisan 2017 / 10 Mayıs 2017

Sanatın, hikaye anlatmaktan çok, hakikati arama misyonu olduğuna inanan sanatçı; gerçeğin, bize haz veren güzelliklerden çok, acı veren çarpıklıklarla belirlendiğine vurgu yapar;

‘Herşey çarpıktır. Varlık çarpıktır. Her yamukluğumuz, bir başkasının bir diğer yamukluğuyla omuzlanmasa bu karmaşada bu çirkin yalancılık içinde mahvolurduk. Doğru gibi görünen, yamuklar arasında daha az yamuk olandır. Benim resmimde yamuk olan hiçbirşeyi düzeltemezsiniz. Çünkü onlar yeteneksizlik eseri olarak çarpık çizildiler.Kendi yaşam resminizde ise, insanın yeteneği gereği, gerçekte de doğru olanı resmetme şansınız hep var!’

1967  yılında İstanbul’da doğan Cüneyt Süer, 1984 yılında girdiği Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü 1987 yılında terk ederek, aynı okulun Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’ne kaydoldu. Henüz öğrencilik yıllarında yardımcı grafiker olarak çalışmaya başladı. 1989 yılından itibaren, Sinema Gazetesi’nde sayfa sekreteri olarak başladığı basın macerası uzun yıllar sürdü.Karacan Yayınları, Milliyet, Hürriyet, Sabah, Meydan gibi gazetelerde sayfa sekreteri olarak çalıştı. Milliyet Yayın Grubuna çeşitli vinyet ve illüstrasyonlar çizdi, Nuri Kurtcebe yönetiminde hazırlanan Eroskop çizgi-roman dergisinde sanat yönetmeni olarak görev aldı, tek sayfalık çizgi hikayeleri bu dergide yayınlandı. Bir dergi grubunda Akis haber dergisi dahil olmak üzere 34 periyodik derginin teknik koordinasyonunu üstlendi. Aynı gruptaki birçok dergide eğlencelik hikayeleri yayınlandı. 1995 yılında reklam sektörüne girerek, 20 yılı aşkın bir süre boyunca kendi reklam ajansını yönetti. 1998 yılından itibaren marka tasarımını üstlendiği Real Collection, 21.Yüzyılın Antikaları sergiler zincirinin birçok sergi organizasyonunda aktif görev aldı. Anıtkabir koleksiyonundaki bini aşkın saydam üzerinde çalışarak, aherli kağıtlar üzerine hazırladığı özgün baskı Atatürk portreleri, tezhip sanatçılarınca bezenerek Real Collection Ata’ya Saygı Koleksiyonu’nu oluşturdu. 2011-2014 yılları arasında yüksek tirajlarda ücretsiz dağıtılan İstanbul Kültür Sanat Etkinlikleri Bülteni’nin editörlüğünü yaptı. Fotoğraf, sinema ve kültür-sanat üzerine birçok makalesi muhtelif dergilerde yayınlandı. 2015 yılından itibaren, aktif iş hayatını terk ederek, okul yıllarından beri hobi olarak sürdürdüğü resim çalışmalarına döndü.

Genellikle yağlıboya eser veren sanatçı, abartıyla deforme ettiği kentsel doku ve deniz ilişkisi üzerine çalışmaktadır. Geniş bir renk yelpazesinde kullandığı pentürü, biraz karikatür, biraz doku ama kendi tabiri ile çokça ‘grafik’ değerler taşır.

Teymur AĞALIOĞLU – Çarpışmalar’

Park Dedeman Levent (İstanbul)

25.03.2017 / 03.04.2017

‘ÇARPIŞMALAR’

Teymur Ağalıoğlu’nun geçmiş dönemlerde yağlıboya ve suluboya çalışmalarında görülen minimalist peyzaj anlayışı, bu döneminde yerini abstract bir arayışa bırakıyor. Komplemantel renk ilişkilerini, kontrast sürprizlerle tuvalin ortasında toplayarak, organik hatlarla adeta kaostan durulmaya doğru gelen bir olay resmediyor. Sanki bir çarpışmanın sonrası gibi, suyun akıp yolunu buluşu gibi, lekeler de Ağalıoğlu’nun fırçasından akıp tuvaldeki yerlerini buluyorlar.

1953 Gürcistan doğumlu olan Teymur Ağalıoğlu, 1976 yılında Bakü Azim-Azimzade Ressamlık Okulu ve 1981 yılında Tiflis Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden mezun oldu. 2006 yılından itibaren Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği üyesi olan ve elliyi aşkın kişisel ve karma sergiye katılan sanatçının T.C.Kültür Bakanlığı, Denizli Belediyesi, Alanya Müzesi, Malezya, Fransa, İngiltere, ABD , Avustralya, İsviçre, Hollanda ve Almanya’da özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.

Pınar KANBER  ‘Kervansaraylar Haliç’te’

Mövenpick Hotel İstanbul Golden Horn 

25.02.2017 / 01.04.2017

‘Kaderine terk edilmiş, unutulmuş, yok olmaya yüz tutmuş, eskimiş, solmuş Kervansaraylar Pınar Kanber’in eşsiz anlatımıyla evrensel barış ve birlik için dile geliyor. Yeniden ve yeniden üretmek, onların seslerini renkler aracılığı ile duyurmak için…’

Sanat çalışmalarına 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde başlayan Pınar Kanber, 2004 yılında Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamladı. Profesyonel sanat kariyerinde ulusal ve uluslararası proje ve sergilerde yer aldı. Kendi atölyesinde yetişkinlere ve çocuklara sanat eğitimleri verdi.Kurumlarda ve sivil toplum kuruluşlarında sanat danışmanlıkları yaptı. Bir dönem Avrupa Birliği Projelerini koordine ettiği Kocaeli’de yerel bir gazetede düzenli olarak sanat yazıları kaleme aldı. Sanat yönetmenliği görevini üstlendiği Vehbi Koç Vakfı’nda yüzlerce sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. İşitme engelliler ile tiyatro kulübü kurdu ve genel koordinatörlüğünü üstlendi. Başta Kervansaraylar olmak üzere birçok konuda araştırmaları ve yazıları vardır.

Kanber, son dönem çalışmalarında kervansarayları konu edinmiştir. Anadolu kervansaraylarını yerinde etüt ederek, desen ve fotoğraflarla oluşturduğu genişi arşivini tuvale aktaran sanatçı, realistik altyapı üzerinde dikey ve yatay şeritlerle oluşturduğu ön plan örüntüsü, güçlü bir etki uyandırır. Bu ‘file’nin ardında kalan kervansaray detayları günümüzden geçmişe giderek soluklaşan bir kronoloji hissi verir.

20’yi aşkın kişisel ve karma sergi ve 30’a yakın ulusal ve uluslararası etkinliğe katılımıyla, oldukça üretken bir sanatçı olan Pınar Kanber, halen Suadiye’deki kendi atölyesinde sanat çalışmalarına ve yurtdışı projelerine devam etmektedir.

Efe KASAPLAR – Dönüş Yok  

Park Dedeman Levent (İstanbul)

25.01.2017 / 10.03.2017

‘DÖNÜŞ YOK’

‘Bir şeyi görmek, geri dönüşü olmayan bir eylemdir.

Bunu görmek istememiştim diyemezsiniz, resmin gücü bu ilk anın kaçınılmazlığından kaynaklanıyor.’  

1981 yılında Ankara’da doğan Efe Kasaplar, Ankara Üniversitesi Jeoloji Bölümü ve Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde eğitim almasına rağmen, ailesinin isteğini kıramayarak girdiği bu bölümleri terk ederek sanat yapmaya başladı. 1998 yılında ilk kişisel sergisini açan sanatçı, Hacı Demirci Atölyesi’nde bir dönem aldığı desen derslerini takiben, akrilik teknikleri üzerinde çalışmalar için Tunç Tanışık Atölyesi’ne devam etti. 2010 yılında Yusuf Bilge Atölyesi’nde kısa bir süre çalıştıktan sonra kendi atölyesini kurarak, kendini yoğun olarak resim çalışmalarına verdi.2016 yılında Almanya Goslar’daki Mönchehaus Müzesi Don Kişot Evi koleksiyonuna Don Kişot çalışması kabul edilen Kasaplar, eserlerinde doğa ve kültürel alanın insan ruhundaki uzlaşmalarını renk ve çizgi ilişkilerini soyutlamalarla, şiirsel bir tarzda dile getirdiğini ifade eder. Sanatının odak noktasını sanatçı şu sözlerle tanımlıyor. ‘Sanatsevere sunduğum boyut, içinden çıkılamayan beton duvarların ilkelleştirilip, yalınlaştırılıp, yorumlanıp yeniden üretilmiş halleriyle bir çarpık kentleşme eleştirisi sayılır.’

İki Ressam, İki Deniz

Mövenpick Hotel Golden Horn (İstanbul)

29.11.2016 / 29.01.2017

Arman ALLAHVERDİYAN / Victor SHEVCHENKO

Deniz…

O içimdeki deniz bir başka.

Gemisi, ayı, güneşi,

Işıltısı, sisi, pusu hep ayrı.

Öfkeli şefkati, sükunetli şiddetli

Rengi hep başka?

Puslu gizeminden, sisli gözlerime.

Durgun kudretinden, sakin öfkelerime

Belirsizliklerinden, belirsizliklerime,

Engininden, sığlıklarıma

Hiç durmadan dolan renkleriyle

Dönen devasa girdap.

Hayatım deniz…

Kıyısı, yöresi

Yelkeni, iskelesi

Suyu sen, tuzu ben.

Çevresi insana dair.

Ya ben olmasam, neylersin deniz?

Gemim, yelkenim,

Yolcum, rıhtımım,

Direklerime tırmanan göğüm,

Şavkını yansıtacak ayım yoksa,

Neye yarar derya?

Deniz benim, ben deniz. 

Yeni Yıl Renkleri – Park Dedeman Levent  (İstanbul)

07.11.2016 / 10.01.2017

Yeni yıl yaklaşırken, ailenize, dostlara, belki özel müşterilerinize,
küçük bir hediye arıyorsanız…
Baktıkça sizi hatırlatacak, kıymetli ve
bir o kadar da orijinal olsun diyorsanız, işiniz kolay.
Park Dedeman Levent’e uğrayıp,
yüzlercesi arasından seçmeniz gerekecek.
Park Dedeman Levent İstanbul (Kanyon AVM Yanı) Sanat Galerisi’nde 10 Ocak 2017 tarihine kadar açık olan sergi, gün boyu izlenebilir.

Sanatçılar;
1. Turhan Savaş
2. Çağatay Gökmen
3. Neşe Evitan
4. Aida Arghavani
5. Rıfat Koçak
6. Şükran İstanbullu
7. Nihat Evren Derman
8. Teymur Ağalıoğlu
9. Gülay Baran
10. Fehim Huskovic
11. Neşe Üçer
12. Işık Çuhacıoğlu
13. Haluk Evitan
14. Nusret Dökmeci
15. Kıvanç Gülhan
16. Davit Ughralidze
17. Özcan Allahverdi
18. Amed Sharef
19. Efe Kasaplar
20. Şehriyar Cem
21. Erhan Hökelek
22. Yusuf Bilge
23. Mehmet Ali Elekberov
24. Rukiye İşgüder
25. Şadan Dinçel
26. Cana Karlı Tokcan

Yaz Renkleri – EATALY – Zorlu Center (İstanbul)

20.07.2016 / 30.09.2016

Anatoliy ZHUK

Nasıl gelir yaz insanın kalbine? Olanca rengiyle, tüm sıcaklığıyla, ansızın. Renkli gülüşleri sarhoş eden çiçekleriyle, ışık ışık yapraklarıyla çıkagelir.

Zhuk’un Yaz’ı duvarlara gelmeye görsün, artık hep kalır.


Victor SHEVCHENKO

Nasıl gelir yaz insanın kalbine? Kırmızı yelkenleri, abanoz direkleri,umut yüklü güvertesiyle,yaz günü gibi yanaşıp rıhtıma, indirir renk yükünü yollarına insanın.

İşte Shevchenko’nun “Yaz Geldi” çığlığı.


Valentine REKUNENKO

Nasıl gelir yaz insanın kalbine? Olanca sevinciyle, kedisi, balığıyla, piyanonun kahkahasına atılan ince balerin edasıyla. Kimi duvarlar şanslıdır.

Yaz Renkleri, Rekunenko olup asılır yüzlerine.

Aşk Şehri – EATALY – Zorlu Center (İstanbul)

Şubat – Mart 2016

Ukraynalı ressam Arman Allahverdiyan’nın ‘Aşk Şehri’ isimli resim sergisi üç bölümden oluşuyor:
‘Aşk Şehri’, ‘Sevgini Çiçekle Söyle’ ve ‘Denizin Şarkısı’.
Arman Allahverdiyan, ‘Aşk Şehri’inde bizlerin böyle bir şehri nasıl bulabileceğimizi hayal etmemizi istiyor. Öyle bir şehir ki hiç kimse yalnız değil, herkesin tutabileceği sıcacık bir el, yaslanabileceği güvenli bir omuz var. Aşka çağıran bir şehir bu…
‘Sevgini Çiçekle Söyle’de anlatılanları ise uzun uzun anlatmaya gerek yok. Sevdiğinize uzattığınız bir demet çiçek, aşktan başka neyi anlatır ki?
‘Denizin Şarkısı’na gelince… Deniz, gemi, insan ve hayat… İki insanın karşılaşması, farklı yolculuklardan başka denizlerden gelen iki geminin karşılaşması gibi… Gemi ve insan! Biri denizin, diğeri hayatın yolcusu. İki insanın karşılaşması bazen kaderlerin kesişmesidir. Engin denizlerde yol alan iki geminin bir diğerini selamlaması gibi. Yolları sevgide kesişen, “buluşan” o iki insanın bundan sonraki yolculuğu engin denizlere açılan o gemiler gibi özgürlüğe yelken açsın…